ASILAN ÜLKÜCÜLERİN HİKAYESİ

İdam sehpasına Kur’an ve bayrakla çıkanlar...

12 Eylül'de bir sağdan bir soldan mantığı ile başlayan idamlar ülkücülerle yapılan bir anlaşma ile değişti.

18 solcu idam edilirken, ülkücülerden 9 kişi idam edildi. Anlaşma şuydu: Ülkücüler Ermeni Terörü ile mücadelede yardım edecekler, buna karşılık daha fazla idam yapılmayacak. Abdullah Çatlı ve arkadaşları bu anlaşma ile ülkücülerin daha fazla idam edilmesinin önüne geçtiler.

12 Eylül'den sonra idam edilen ülkücülerin idam esnasındaki tavırları incelendiğinde her birinin kendilerinin "şehit" olduğuna inandığıdır. Başkaları ne düşünürse düşünsün, önemli olan onların kendilerini nasıl hissettiğidir. İdam edilen 9 ülkücünün hepsi de idamdan önce Kuran'ı kerim ve Türk Bayrağı istemişler ve ne için öldüklerini böyle ifade etmişler. Vatan ve millet için ölüyorlardı ve ancak devlet onları asıyordu! Hiçbiri bu çelişkiyi düşünmeyecek kadar davalarına bağlı insanlardı. Onlar idam edilebilirdi ama, onlar sayesinde bayrak inmeyecek, ezan susmayacaktı! Tam dokuz genç adam. Hayatlarının baharında, ellerinde Kuran ve bayrak ile idam sehpasına çıktılar!

En gençleri 20 yaşındaydı. Ahmet Kerse, 31 Ocak 1983, Gaziantep Cezaevi'nde idam edildi. Ali Bülent Orkan, 13 Ağustos 1982, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. Cengiz Baktemur, 2 Mayıs, 1982, Elazığ Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. Cevdet Karakuş, 4 Haziran 1981, Elazığ Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. Fikri Arıkan, 27 Mart 1982, Mamak Askeri Cezaevi'nde idam edildi. Halil Esendağ, 5 Haziran 83, İzmir Buca Cezaevi'nde idam edildi. İsmet Şahin, Paşakapı Cezaevi'nde idam edildi. Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980'de ve Selçuk Duracık, 5 Haziran 1983'te idam edildi...

Şimdi... Selçuk Duracık ve Halil Esendağ'ın idam edildikleri 3 Haziran'da radyodan duyuruldu. Ancak onlar gerçekte 5 Haziran'da idam edildiler. Çünkü cezaevinden alınıp iki gün boyunca işkenceye tabi tutuldular! Ülkücülerin vatan ve millet sevgileri sürekli istismar edilmiştir. Mesela İrfan Sönmez, 12 Eylül öncesinde Manisa Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış. O anlatıyor: "Ankara'da Bahçelievler'de çeşitli suçlardan dolayı aranan ülkücülerin kaldığı evler vardı. Buraya zaman zaman resmi görevliler gelerek 'Büyük adam öldürün de kimi öldürürseniz öldürün' diye telkinde bulunuyorlardı."

Bir ülkücünün idam edileceği haberi o cezaevine geldiği zaman orada sabahlara kadar tekbir getirildiği, ilahiler okunduğu, Kuran seslerinin birbirine karıştığı anlatılır. Ama aynı zamanda arkadaşları kendi aralarında arkadaşları için kefen parası toplarlardı. Halil Esendağ'ın kefen için parası yoktu. 20 kişi bir araya gelir yine kefen parasını toparlayamazlar. Aralarından birinin nevresimlerini arkadaşları için kefen olarak dikerler. Bu arada idam edilecek kişinin sabah namazına kadar gözüne uyku girmez. Sabah ezanının okunması ile öyle bir uykuya dalar ki öğlene kadar uyanmaz. İdamlar sabah ezanından önce olurmuş!

Cengiz Baktemur'un idamına saatler kalmıştı. İmam geldi. "Hocam son bir kez dini telkini tekrarlamak isterim" dedi Cengiz Baktemur. Hoca "Bilmiyor musun telkini" dediğinde O, "biliyorum ama eksiğim veya yanlışım varsa düzelteyim istiyorum" dedi. Beyaz idam gömleğini getirdiklerinde uzaklardan sabah ezanı sesi yankılanıyordu. Müsaade istedi ve sabah namazını kıldı. Sonra idam gömleğini giydi ve onu darağacının yanına getirdiler. Son arzusu soruldu. "Bir bayrak ve Kur'an-ı Kerim istiyorum" dedi. Kuran getirildi. Öptü üç defa başına koydu. Küçük de bir bayrak getirmişlerdi. Bayrağı göğüs hizasına kadar kaldırdı, ileri doğru uzattı ve "Ey benim şerefli bayrağım, Ben seni dalgalandırmak için çok mücadele ettim. ama gücüm yetmedi" dedikten sonra öpüp başına koydu.

Cellat tabureyi tekmeledi. Cengiz can çekişiyordu. Ölüm uzadı. İçlerinden biri "ulan böyle işkence olmaz, tutun kaldırın" dedi. Az sonra cellat yine geldi ve bu defa ipi boynuna tam geçirdi. Ve tabureye bir tekme daha...

12 Eylül’ün bilançosu:

Gözaltına alınan kişi: 650 bin. Açılan dava sayısı: 210 bin. Yargılanan kişi: 230 bin. Hakkında idam istemiyle dava açılan kişi: 7 bin. Verilen idam cezası: 517. Yargıtay'da onanan idam cezası: 259. İnfaz edilen idam cezası: 49 TCK 141, 142 ve 163'ten yargılanan kişi: 71 bin. Örgüt üyeliğinden yargılanan kişi: 98 bin. Pasaport alamayan kişi: 388 bin. Vatandaşlıktan çıkarılan: 14 bin. İşkence sonucu ölüm (belgelenen): 171. ''Sakıncalı'' gerekçesiyle işten atılan: 30 bin. 1402 ile işten atılan öğretmen: 3854. 1402 ile görevden alınan öğretim üyesi: 120. Cezaevine konan gazeteci: 31. Öldürülen gazeteci: 3.
var tmp; tmp = document.getElementById("news_content").getElementsByTagName("a"); for(i=0; i

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !